20 Mayıs 2018 20:29:50
 
HAVA DURUMU
Click for Moscow, Russia Forecast
TOKYO
Click for Saint Petersburg, Russia Forecast
NAGOYA
Click for Istanbul, Turkey Forecast
OKINAWA
Click for Ankara, Turkey Forecast
KYOTO
Click for Antalya, Turkey Forecast
ISTANBUL
Click for Kazan, Rusya Federasyonu Forecast
ANKARA

Japonya denince: Erol Emed
 İnternette Japonya-Türkiye diye yazıp arama yapsanız, analitik, dişe dokunur yazılar için yolunuz ona çıkıyor... Son çeyrek asırda Japonya&rsquo
Devamını oku...
Dövme, Japon kaplıcalarında hala tabu
Japonya'da kaplıcalara, halka açık banyolara veya yüzme havuzlarına vücudunda görünür bir dövme olanlar giremiyor. Bu yasak, eski bir gelenek. Ama art
Devamını oku...
Bir kadın sevdim Tokyo'da...
SUAT TAŞPINAR yazdı: Bundan altı yıl önceydi.  Hesapta sabahın köründe, mezatı seyre dalmak için Tokyo’nun meşhur Tsukiji balık pazarına da
Devamını oku...
Japon eğitiminin 15 özelliği
Japonlar akıllı, çok okuyan, dikkatli, pratik insanlar. Bunu Japon kültürüne, geleneklerine ve hatta genetiğe bağlayabilirsiniz. Ancak gözardı et
Devamını oku...
TÜYOLAR | Haber detay
BLOGLARDAN/ "Kalbimizin bir parçasını Japonya'da bıraktık..."

Pek çok turist, Japonya tatillerini kendi bloglarında kaleme alırken hem deneyimlerini paylaşıyor, hem ufuk açıyor. Türk seyyahlar da gittikçe .çoğalıyor ve hr birinin kaleminden Japonya'nın bir başka tadını alıyorsunuz. Bunlardan biri de Gizem Akkan. Blogunda Japonya gezisini özetlemiş. Tam da bir bahar mevisiminde yapılanbu geziden, yolunu Japonya'ya düşürmek isteyenler yararlansın diye sizinle paylaşıyoruz:

Japonya Notları

Japonya’dan döneli bir hafta oldu. Orada geçirdiğimiz 2 hafta boyunca neler yaptığımızı günü gününe yazıp yayınlamaya çalıştım, fakat çok gezip çok yorulduğumuz günler ve haftasonları tüm yazıları paylaşmamı biraz geciktirdi.

Bir haftadır evdeyiz, ama Japonya’nın büyüsünden hala çıkamadık. Sohbet ettiğimiz herkese bu ilginç ülkeden bahsediyoruz. Özellikle Barış arada bir iç çekip ‘Ben Tokyo’yu özledim’ diyor :) Her zaman İsveç’in insanlığın erişebileceği son nokta olduğunu düşünen ben bile bu fikrimden emin olmamaya başladım. Kısacası Japonya bizi değiştirdi, geliştirdi, dünyanın öteki ucunda nasıl harika hayatlar olduğunu gösterdi. Japonya’dan aklımızda kalan ilginç noktaları burada derleyip toparlayıp paylaşmak istiyorum.

Her yer inanılmaz temizdi. Sokaklar sanki her gün sabunla yıkanıyormuş gibiydi. Yerlerde tek bir çöp yoktu, ama sokaklarda çöp tenekesi de yoktu. İnsanlar çöplerini çantalarındaki torbalarda biriktirip, evlerinde atıyorlarmış.

İnsanlar çok temizdi. Herkes aynı parfümü, çamaşır deterjanını kullanıyormuş gibi tertemiz kokuyordu.

Her Japon çantasında veya cebinde mutlaka bir mendil/havlu taşıyordu. Hatta dışarıdaki tuvaletlerde ellerini yıkadıktan sonra, bu mendile kuruluyorlardı.

Japonya’da dışarda yemek yemek kaba bir davranış olarak algılanıyor. Yiyen kişiye kimse bir şey demiyordu, fakat gözlemlediğim kadarıyla neredeyse hiç kimse sokakta veya trende bir şey yemiyor, yiyorsa da çantasının içine gizleyip, eliyle bir parça alıp ağzına atıyordu. Biz de bu görgü kuralını çiğnememeye çalıştık.

Japonlar gördüğümüz en kibar insanlardı. Hep güleryüzlü ve yardımseverdiler. Hep teşekkür ediyorlardı.

Bazı restoranlarda yeni gelen bir müşteriye ‘hoşgeldiniz’ diyen garsonu duyan diğer garsonlar hep bir ağızdan ‘hoşgeldiniz’ diye bağırıyorlardı. Aynı şey ‘güle güle’ için de tekrarlanıyordu.

Umumi tuvaletlerde bile inanılmaz bir teknoloji vardı. Tuvaletler ısıtmalıydı, çeşitli açılardan su fışkırtabiliyorlardı. Bunların yanında müzik yayını, sifon sesi gibi fonksiyonları da mevcuttu.

Benim gördüğüm taksilerin hepsinin koltukları beyaz dantelle kaplıydı.

Tokyo’da beklediğimizden daha az yabancı vardı. Bu yüzden de ingilizce konuşma oranı çok yüksek değildi, fakat yine de bir soru sorduğumuzda insanlar bize yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptılar.

Toplu taşıma araçlarında telefonla konuşmak, insanları rahatsız etmemek adına yasaktı.

Çoğu kafenin ve fast food restoranının dışında bir camekan vardı. Bu camekanda sattıkları yemeklerin, gerçek olmadıkları anlaşılmayacak kadar güzel bire bir plastik kopyalarını sergiliyorlardı. İçeceklerin bile..

Pek çok sokak neon lambalar, afişler, ilanlar ve tabi ki müzikle doluydu.

Her köşe başında mutlaka bir içecek otomatı vardı. Böylece günün her saatinde soğuk veya sıcak istediğiniz içeceğe ulaşmak mümkündü.

Trafik soldan akıyordu.

‘Drug store’ dedikleri mağazalar vardı her yerde. Buralar ana olarak ilaç, bunun yanında kozmetik malzemeleri satan yerlerdi. Dışardan bakıldığında kozmetik kısmı medikal kısmı domine etmiş gibi görünüyordu. Özellikle kozmetiğe merakı olanlar için buralar tam bir cennetti. Yurt dışında bilinen Shiseido, Kanebo gibi markaların her ürünü ve daha binlerce ürün buralarda makul fiyatlara satılıyordu. Ben bile kozmetik malzemelerinden pek anlamadığım halde bu mağazalarda kendimi kaybettim.

Japonya sanıldığı kadar pahalı değildi. Bunun 5-10 sene önce doğru olduğu bir gerçek, fakat son yıllarda fiyatlar Avrupa’yla dengelenmiş, özellikle de son altı ayda Japon Yen’inin değer kaybetmesiyle aradaki fark daha da azalmış. Bizim gözlemlediğimiz kadarıyla, bu düşüşün de etkisiyle, pek çok elektronik ürün ABD’dekinden daha düşük fiyatlara satılıyordu.

Yemek yediğimiz neredeyse her restoranda ve her kafede caz müzik çalıyordu.

Japon kızları çok bakımlı ve güzellerdi. Topuklu ayakkabı, makyaj ve sade, şık bir elbise olmazsa olmaz gibiydi.

İş yerlerinde takım elbise için yazılı bir kural bulunmamasına rağmen, iş çıkış saatinde denk geldiğimiz erkekler bir örnek, çoğunlukla koyu renk takım elbiselilerdi.

Kafeler, restoranlar ve mağazalar geç saatlere kadar açık oluyordu. Bu da bizim için hayatı çok kolaylaştırdı (İsveç’te saat 18:00’dan sonra sokakların sessizleşmesinden sıkılmışız sanırım).

Beklenileceği gibi manga çılgınlığı vardı. Yalnızca manga ve anime karakterlerinin hediyelik eşyalarını satan bir sürü mağaza vardı.

Dünyanın en çok sigara içilen ülkelerden biri olan Japonya’da sokakta çoğu yerde sigara içmek yasaktı. Eğer ‘sigara içilebilir’ işareti varsa, yalnızca oralarda serbestti. Buna karşılık restoranlarda ve barlarda sigara yasağı yoktu.

Nüfusu 13.5 milyon olan Tokyo’nun, merkezinden günde yaklaşık 3.5 milyon insan geçen, en kalabalık Shibuya bölgesinde bile inanılmaz bir düzen ve intizam vardı.

Otobüslere arka kapılardan binilip, ön kapıdan iniliyordu. Bilet de inerken okutuluyordu. Otobüslere bozuk parayla binmek mümkündü, hatta şöförün yanında para bozmak için bozuk para makinaları vardı.

Bazı kalabalık sokaklarda, beşer metre arayla konulan hoparlörlerden müzik yayını yapılıyordu.

Japon yemekleri inanılmaz güzeldi. En popüler yemeklerden biri noodle çorbası olarak bilinen Ramen’di. Japonya’daki her yemeği çubuklarla yemenin mümkün olduğunu deneyimledik. İki hafta boyunca elimize çatak bıçak sürmedik.

Çoğu ödeme nakit parayla yapılıyor. Görgü kuralı olarak para veya kredi kartı elden alınıp verilmiyor, onun yerine her kasanın yanında duran küçük tepsilere konuluyor. Bu tepsinin olmadığı durumlarda parayı veya kredi kartını parmak uçlarıyla tutarak, avuç içi yukarı bakacak şekilde kibarca uzatıyorlardı.

Kafelerde ve kıyafet mağazalarında Fransız etkisi sıkça görülüyordu. Özellikle bu tip yerlerin isimlerinin Fransızca olduğu dikkatimi çekti. En çok rastladığımız turist grubu olan Fransızlarla beraber ‘Boulangerie’ lerde kahvaltı yaptık çoğu sabah. Bu Fransız etkisinin nedenini araştırdım fakat çok net bir sebep bulamadım. Bana söylenene göre Japonlar Avrupa’nın yüzü olarak Fransa’yı görüyorlarmış. Fransız pastalarını ve Fransız modasını da beğendikleri için bu alanlarda çok örnek görmek mümkün.

Her yerde sanki gerçek olmayan bir filmdeymişiz, hatta çizgi filmdeymişiz gibi hissediyorduk. İnşaat uyarı tabelaları çizgi film karakterliydi, bir bilet gişesinde peluş kurabiye canavarı vardı, her yer resim, her yer çizgi karakter doluydu.

Hayatımızda yaptığımız en güzel tatillerden biriydi Japonya gezimiz. Ayrılırken kalbimizin bir parçasını orada bıraktık, ama döndüğümüzden beri içimizdeki bir ses ilk fırsatta oraya yeniden gideceğimizi söylüyor.

Mayıs 21, 2013

GİZEM AKKAN'IN BLOGUNA ULAŞMAK İÇİN:
 
how to spy on a android phone searchengineoptimization-seo.net free spyware app for android

Paylaş
İlgili Haberler
ANKET
Türkiye-Japonya ilişkileri sizce ne durumda?


Bir Japon'a yardım etti, hayatı değişti
JaponTürk.Com'da yayınları ilgi gören Dr. Turhan Doğan için bazı okurlarımız soruyor: "Kimdir Dr. Doğan?" Biz de hem kendisini okurlarımıza
Devamını oku...
Turist gözüyle Top10 Japonya
Japonya'daki en iyi 30 destinasyon, yabancı turistlerin oylarıyla sıralandı. TripAdvisor sitesinin yaptığı oylama sonucu sıralama şöyle:


Devamını oku...
Tokyo'da kaybettiğim iPhone...
ACEMİ ÇAYLAĞIN JAPONYA GÜNLÜĞÜ/ 20 küsur yılını Japonya’da geçirip artık “Japonlaşmış” arkadaşım anlatıp duruy
Devamını oku...
JAPONTÜRK.COM YAYINDA
JAPONTÜRK.COM'dan okurlarına: Tam 142 yıl önce, 1873’te Japonya İmparatoru Meiji tarafından Avrupa’ya yollanan ilk diplomatik heyetin
Devamını oku...
 
FOTOGRAF
©Copyright Japonturk.com 2015 - All Rights Reserved Kalemizi & 3C Bilişim